Kapının anahtarı kimde?

Paylaş:FacebookWhatsAppXTelegram

Konuşulan soru · kendi cümlelerimizle

Sabah namazına gidiyorsunuz; caminin kapısı kilitli, imam izinli ya da gelemedi. Başka bir camide ise kapı sabaha kadar açık. Cami kapısı kaçta açılmalı, imam yoksa kapıyı kim açar?

Bu soru, Kapalı kapı yazısındaki paylaşımın altında ve kendi sayfamızdaki bir paylaşımda tekrar tekrar soruldu.

Kısa cevap: Kilitli bir kapının arkasında çoğu zaman ihmal eden biri değil, bir kural vardır. Diyanet’in cami hizmetleri genelgesi, sabah ezanıyla açılan camilerin namazdan sonra kapatılabileceğini; tarihî ve merkezî camilerin ise güvenlik önlemiyle sürekli açık bırakılabileceğini söylüyor. Tek görevlili bir camide imamın izinli ya da acil durumda olduğu sabah kapıyı kimin açacağına dair okuyabildiğimiz metinlerde açık bir hüküm bulamadık. Çözüm suçlu aramak değil, doğru soruyu yazıyla sormak: Kapı kaçta açılıyor, bunu kim belirledi, daha erken açılabilir mi?

Bu yazı Kapalı kapı: Elli kişi ve bir sabah namazı yazısının devamıdır. Orada kapıda kalan cemaati ve yorumlara yağan hükümleri konuştuk. Burada kuralın kendisine bakıyoruz.

Ne konuşuluyor?

Kilitli cami kapısı tartışmalarında bir soru tekrar tekrar geçiyor: İmam yoksa kapıyı kim açar? Benzer bir konuyu kendi hesabımda paylaştığımda gelen yorumların tonu daha yumuşaktı ama aynı ikilik oradaydı.

  • Bir kısmı, hoca yoksa namazı kıldırabilen birinin kıldırması gerektiğini, cemaatin de sorumluluk alması gerektiğini söyledi.
  • Bir yorumcu, imamın işinin yalnızca namaz olmadığını, izin günü için yerine birini bulmanın müftülüğün işi olduğunu savundu.
  • Birkaç yorum da genellemeye ve alaya kaydı; birisi ise dedikodu yapmamayı hatırlattı.

İki taraf da kısmen haklı görünüyordu. O yüzden kuralı açıp okumaya karar verdim.

Aşağıdaki hikâye benim yaşadığımdır; cami ve şehir adını bilerek vermiyorum. Bir Ramazan’da yolculuktaydım. Bir gece önce tarihî bir camide sabaha kadar ibadet edenleri görmüştüm. Ertesi gece imsaktan bir saat kadar önce başka, büyük bir camiye gittim; birkaç rekât namaz kılarım diye. Kapı kilitliydi, önünde nazik bir güvenlik görevlisi vardı ve bana saati gösterdi.

Bir saat şadırvanın yanında bekledim. Ezanla kapı açıldı, imam geldi, namaz kılındı. Cemaat çıkınca kapı yeniden kilitlendi. Belki güvenlik içindi; bilmiyorum. Ama merak ettim: Bu saatleri kim belirliyor?

Kural ne diyor?

Cami kapılarının saatini Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Cami Hizmetlerinde Verimliliğin Artırılması Genelgesi düzenliyor. Genelge, dayanak olarak 2014 tarihli Görev ve Çalışma Yönetmeliği’ni gösteriyor. Öne çıkan kurallar şunlar:

KonuGenel kuralDayanak
Sabah ezanıGüneşin doğmasından bir saat önce, Ramazan’da imsak vaktinde okunur.Genelge A/1-a
Sabah kapısıSabah ezanıyla açılan camiler, yerel şartlar gözetilerek namazdan sonra kapatılır.Genelge A/1-a
GündüzCamiler öğleden en geç bir saat önce açılır, yatsıdan sonra kapanır; dayanağı yönetmeliğin imam-hatip ve müezzin-kayyım görevleri.Genelge A/1-b; Yönetmelik m. 40, 43
Sürekli açıkTarihî ve merkezî camiler, güvenlik önlemi alınarak sürekli açık bırakılabilir.Genelge A/1-c
Farklı saatlerYerel şartlara göre, mülkî amirin onayıyla farklı açık kalma süreleri belirlenebilir.Genelge A/1-d
Görevlinin gelişiGörevliler vakit namazları için ezandan en az yirmi dakika önce camide hazır bulunur.Genelge B/4
Haftalık izinCami görevlileri cuma günü, bayramların ilk günü ve diğer dinî gün ve gecelerde haftalık izin kullanamaz; izin gününü müftülük belirler.Yönetmelik m. 47; Genelge B/6
Birden fazla görevliİzin günü dışında namaz vakitlerinde hepsi camide bulunur, görevi nöbetleşe yapar.Yönetmelik m. 47/1-c; Genelge B/2

Yani o gece kimse görevini aksatmamıştı. Kapı, kuralın söylediği saatte açıldı. Sabaha kadar açık olan cami de kurala uygundu, çünkü genelge buna izin veriyor.

Ama küçük bir ayrıntı önemli: Genelge, tarihî ve merkezî camilerin sürekli açık bırakılabileceğini söylüyor, bırakılacağını değil. İki kapı arasındaki farkı imamın gayreti değil, o cami için seçilen düzen yaratıyor.

Boşluk: İmam yoksa kapı kimde?

Aşağıdaki sahne temsilîdir; kişiler kurgudur. Mahallenin imamı Kerem Hoca’yı düşünün. Gece çocuğu ateşlenir, aceleyle hastaneye gider. Şafak öncesi, tek görevli olduğu mahalle camisinin kapısında Nuri Amca ve cemaat bekler.

Birden fazla görevlisi olan camilerde kural açık: İzin günü dışında hepsi namaz vakitlerinde camide bulunur. Ama çoğu mahalle camisinde tek görevli var. Onun izin gününde, raporlu olduğu ya da gece acil bir durum yaşadığı sabah kapıyı kimin açacağını okuyabildiğimiz genelge metni yazmıyor. Genelgede vekâlete, anahtara ya da cemaatten birinin kapıyı açmasına dair bir hüküm göremedik.

İzin günlerini müftülük belirlediğine göre, bu boşluğu doldurmak da genel olarak onun düzenleyeceği bir iş gibi görünüyor. Böyle bir sabah kapıda kalan cemaat imamı suçlar; imam da hastane koridorunda kendini savunamaz. Ortada kötü adam yok, yazılmamış bir düzen var.

Nasıl sorulur?

Ben bu soruyu yazarak sordum. Bir kurumdan öbürüne yönlendirildim, sonunda telefonla konuşalım dendi; yazılı bir cevap alamadım. Sonra soruyu yanlış sorduğumu fark ettim. Sizce ne yapılmalı? diye sormuştum.

4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 27. maddesine göre tavsiye ve mütalaa, yani görüş istekleri kanunun kapsamı dışında. Kanun, kurumun elinde olan ya da görevi gereği olması gereken bilgi ve belgelere erişimi düzenliyor (m. 7). Bu yüzden görüş değil, belge istemek gerekiyor.

  1. O anda: Cemaatten Kur’an’ı iyi okuyan biri öne geçer; namaz kaçırılmaz. Ayrıntısı ilk yazıda.
  2. Ertesi gün: İmamla yüz yüze, hal hatır sorarak konuşun. Belki bir izin günü ya da acil durum vardı.
  3. Tekrar ederse: Hangi gün, hangi vakit, ne oldu; tarihleriyle not alın.
  4. Yazıyla sorun: Caminin bağlı olduğu müftülüğe dilekçe verin. Belge isteyin: açılış saatlerini belirleyen yazı, haftalık izin gününü gösteren belge, izin günlerinde kapıyı kimin açacağına dair talimat.
  5. Süreyi bilin: Kurum genel kural olarak 15 iş günü içinde cevap verir; başka birimden bilgi gerekiyorsa süre gerekçe bildirilerek 30 iş gününe uzayabilir (m. 11). Bilgi başka kurumdaysa dilekçe oraya gönderilir ve size yazıyla bildirilir (m. 7).
  6. Ret gelirse: Cevap yazılı ya da elektronik olur; ret varsa gerekçesi ve itiraz yolu yazılır (m. 12). Ret kararına karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na itiraz edilebilir (m. 13). CİMER de bilgi edinme başvuruları için bir yoldur.
  7. Çözüm önerin: Cemaat ve dernekle birlikte, kapının imsaktan önce açılmasını ya da izin günleri için bir yedek düzen kurulmasını dilekçeyle isteyin.

Kurum böyle bir belge yok diye yazsa bile, bu da bir bilgidir: Boşluğun gerçekten var olduğunu gösterir. Sosyal medya bu listenin hiçbir basamağında yok; orada imam kendini savunamaz, sorunuz da doğru kişiye ulaşmaz. Avrupa’daki camilerde yol, caminin bağlı olduğu derneğe göre değişir; ama imamla konuşmak ve çözüm önermek orada da ilk adımdır.

Kapı erken açılsın

Şimdi Avrupa’da yaşıyorum. Namaz kıldığım camilerden biri, Faslı kardeşlerimizin camisi. Orada kapı imsaktan yarım saat kadar önce açılıyor. Cemaatten biri kapıyı açıyor; gelen sessizce oturup Kur’an okuyor, kimi nafile kılıyor, sonra ezan okunuyor.

Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği hadiste Peygamberimiz, namazı bekleyen kişinin beklediği sürece namazda sayıldığını haber verir:

“Kılacağı namaz sizden birini yerinde tuttuğu, ailesine dönmesine engel olduğu sürece, o kişi namazda sayılır.”

Buhârî, Ezân 36; Müslim, Mesâcid 275

Erken açılan bir kapı, bu sevabı isteyen herkese açılmış bir kapıdır. İsteyen erken gelir; isteyen nafilesini evinde kılıp ezanla gelir. Bunun için kanunu değiştirmek de gerekmiyor: Genelge, yerel şartlara göre farklı açık kalma sürelerine zaten imkân tanıyor. Cemaat ve cami derneği bunu bir dilekçeyle müftülüğe sorabilir.

Değerlendirme

Doğru mu? Kilitli kapıyı gören birinin aklına ilk gelen, birinin görevini yapmadığıdır. Kural metnine bakınca tablo değişiyor: Sabah ezanıyla açılıp namazdan sonra kapanan bir kapı genelgeye uygun. Sabaha kadar açık bir kapı da uygun. Tek görevlili camide izin ve acil durum günleri için ise okuyabildiğimiz metinlerde açık bir düzen yok. Bu boşluk gerçek; ama kimsenin kötü niyetinden doğmuyor.

Toplumu birleştiriyor mu? İmamı, güvenlik görevlisini ya da kurumu suçlamak cemaati böler ve sorunu çözmez. Kuralı öğrenmek, belgeyi istemek ve birlikte bir öneri götürmek ise cemaati, imamı ve müftülüğü aynı masaya oturtur. Faslı kardeşlerimizin camisindeki erken açılan kapı, bunun mümkün olduğunu gösteriyor.

Bu hikâyede de kötü adam yok. Kapıyı kilitleyen güvenlik görevlisi kurala uydu, imam vaktinde geldi, sabaha kadar açık olan cami de kurala uydu. Eksik olan, sorulmamış bir soruydu.

Siz olsaydınız?

  • Caminizin kapısının sabah kaçta açıldığını biliyor musunuz?
  • Kapıyı kimin açtığını, imamın izinli olduğu gün kimin açacağını biliyor musunuz?
  • Bunu öğrenmek için sosyal medyaya mı yazardınız, yoksa bir dilekçeyle mi sorardınız?
  • Kapının erken açılmasını istiyorsanız, bu öneriyi cemaatten kimlerle birlikte götürebilirsiniz?

Suçlu aramadan önce bu soruyu soralım. Düşün, araştır, birleştir.

Bu konunun videosunu görmek ister misiniz?

Konuları kısa animasyon videolara da dönüştürüyoruz. Bu yazının videosunu görmek istiyorsanız sosyal medyada bize yazın; en çok istenen konuları önce hazırlıyoruz.

Kaynaklar

Düzeltmeler ve güncellemeler

Henüz yok.

Bu yazıyı paylaşın:FacebookWhatsAppXTelegram

Not: Bu yazı genel bilgi verir; hukuki danışmanlık veya fetva değildir. Biz de yanılabiliriz, kanunlar değişebilir. Kendi durumunuz için bir avukata ve bir din görevlisine danışın.

Bir hata mı gördünüz? Bize yazın. Haklıysanız düzeltmeyi tarihiyle bu yazının altına ekleriz.