Tespihin imamesi mi, ipi mi? Hilâfet paylaşımını tarttık

Paylaş:FacebookWhatsAppXTelegram

Sosyal medyada yayılan yazı · kendi cümlelerimizle

İngiltere Kralı onlarca devletin başı. İngiltere uzun yıllar İslam âleminin başını koparmaya çalıştı ve başardı. Yaklaşık bir asırdır İslam dünyası, imamesi kopmuş bir tespih gibi dağınık. İmam-ı kebir seçmek farz ve ümmet bu farzı unuttu. Niçin başımız olmadığını sorgulamamız gerekmez mi?

“Tespihin imamesi yok” başlığıyla yayıldı. Yazarının adını vermiyoruz.

Kısa cevap: Sosyal medyada sık sık “İngiltere Kralı 46 devletin başı” diye paylaşılıyor. Peki bu bilgi ne kadar doğru? Doğru değil: Kral III. Charles 15 ülkenin devlet başkanı. İslam tarihinde hilâfet her zaman tek bir merkezde birleşmedi: Aynı anda üç halifenin bulunduğu bir dönem var, 1924’ten sonra yeni bir halife üzerinde birleşme denemeleri de sonuçsuz kaldı. Klasik âlimlerin çoğu imâmeti gerekli görür; ama bunun bugün nasıl ve kiminle olacağı tartışmalıdır. Hangi görüşte olursak olalım, tespihi bir arada tutan imame değil iptir.

Sonuç: Kısmen doğru

Ne konuşuluyor?

Bu çok hassas bir konu. Altındaki tartışmalarda da konu kısa sürede kurumlara, cemaatlere ve siyasetçilere kaydı. Biz bu yazıda kimseyi savunmuyor ya da suçlamıyoruz. Yalnızca iddiaları kaynaklarla tartıyoruz. Paylaşımı ilk okuduğumuzda kendi notlarımızı da almıştık; onları da aynı teraziye koyduk.

İddialar ve kaynaklar

İddiaKaynaklara göreSonuç
İngiltere Kralı 46 devletin başı; Milletler Topluluğu’yla 60’ı geçerMilletler Topluluğu’nun 56 üyesi var. Kral III. Charles bunlardan 15’inin devlet başkanı. Topluluğun başkanlığı sembolik bir görev ve kanunen babadan oğula geçmiyor.Yanlış
İngiltere İslam âleminin başını kopardıHilâfet, 3 Mart 1924’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kabul ettiği kanunla kaldırıldı. Dış güçlerin bu süreçteki rolü tarihçiler arasında tartışılır; ama kararı tek bir dış güce bağlamak, olayı tek sebebe indirmek olur.Kısmen doğru
İmam-ı kebir seçmek farzTDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre İslam âlimlerinin çoğunluğu imâmeti gerekli bir kurum olarak görür. Ama tek görüş bu değil: Bazı Hâricîler ve Mu’tezile’den Ebû Bekir el-Esam zorunlu görmedi.Kısmen doğru
(Bizim notumuz) Dört halifeden üçü şehit edildiHz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali şehit edildi.Doğru
(Bizim notumuz) Muâviye birliği sağladı; Yezid’le ikinci bölünme yaşandı661’de Hz. Hasan halifelikten çekildi ve bu yıla “birlik yılı” dendi. Aynı kaynak bunu hilâfetin saltanata dönüşmesinin başlangıcı sayar. Yezid döneminde Abdullah b. Zübeyr de halifeliğini ilan etti ve önemli bir destek buldu; yani ikinci bölünme yalnızca Şîa-Sünnî ayrımı değildi.Kısmen doğru
(Bizim notumuz) Osmanlı hilâfetini Hindistan ve Afganlar tanıyordu, Kuzey Afrika hiç benimsemedi1727’de Afgan hükümdarıyla yapılan antlaşmada III. Ahmed “bütün Müslümanların halifesi” olarak geçer. Kuzey Afrika’nın tutumu bölgeden bölgeye değişiyordu; bu yazı için tek tek doğrulayamadık.Doğrulanamadı
(Bizim notumuz) 1880’lerden itibaren halifenin sözü geçmez olduKaynaklara göre II. Abdülhamid 33 yıllık saltanatı boyunca İslam dünyasını hilâfet etrafında birleştirmeye çalıştı. Bu yüzden 1880’ler için bu ifade tutmuyor.Yanlış
(Bizim notumuz) Halife seçsek de birlik olmaz1924’ten sonra birçok aday öne çıktı. 1926 Kahire ve 1931 Kudüs kongrelerinden somut bir sonuç çıkmadı. Ama bugün ne olacağı bir tahmin; tarih bir ipucu verir, kesin hüküm vermez.Görüş

“Görüş” etiketi, doğrusu ya da yanlışı kaynakla kanıtlanamayan, gerekçesiyle tartışılabilecek değerlendirmeler içindir.

Tarih ne gösteriyor?

Hilâfet tarihinin büyük kısmında ümmet tek bir başın altında birleşmedi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 10. yüzyılda aynı anda üç halifelik vardı: Bağdat’ta Abbâsîler, 909’dan itibaren Kuzey Afrika’da Fâtımîler ve 929’dan itibaren Endülüs’te Emevîler. 1258’de Moğollar Bağdat’ı yıkınca İslam dünyası üç yıl halifesiz kaldı; hilâfet 1261’de Mısır’da yeniden kuruldu.

Osmanlı’ya geçiş de sanıldığı kadar net değil. Yavuz Sultan Selim’e törenle hilâfet devredildiği anlatısının ilk kaydı, 18. yüzyılın sonlarında yazılmış bir eserde geçer; modern tarihçiler bu yüzden olayı tartışmalı bulur.

Klasik âlimler de bu gerçeklikle düşündü. TDV’ye göre Abdülkâhir el-Bağdâdî gibi bazı Sünnî âlimler, aralarında deniz bulunan iki ülkede aynı anda iki halifeyi caiz gördü. Ebû Bekir el-Esam ise her ülke halkının kendi imamını seçmesi gerektiğini söyledi.

İki görüş

Bu yazı hilâfetin bugün yeniden kurulması gerekip gerekmediğine hüküm vermez. İki tarafın gerekçesi şöyle özetlenebilir:

  • Gerekli diyenler: Klasik âlimlerin çoğunluğu imâmeti, toplumun huzuru ve dinin korunması için gerekli bir kurum sayar. Hilâfetin kaldırılmasından sonra Müslümanların birliğine duyulan özlem bugün de canlı. Bu görüştekilere göre dağınıklığın bir sebebi, ortak bir başın olmaması.
  • Bugün çözüm olmadığını düşünenler: Tarihte hilâfet çoğu zaman birden fazla merkeze bölündü. 1924’ten sonraki birleşme denemeleri sonuçsuz kaldı. Bu görüştekilere göre birlik bir unvandan değil, kardeşlikten ve ortak değerlerden doğar; o olmadan seçilecek bir halife de yeni bir tartışma konusu olur.

İki görüşün de kendi içinde tutarlı gerekçeleri var. Önemli olan, bu tartışmayı karşı görüştekini dinden çıkarmadan, suçlamadan yapabilmek.

İmame mi, ip mi?

Paylaşımın kendi benzetmesi güzel bir yere işaret ediyor. Ama bir tespihi bir arada tutan imame değil, iptir. İp koparsa imame tek başına hiçbir taneyi tutamaz. Kur’an da birliğin önce nereye bağlı olduğunu söyler:

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın.”

Âl-i İmrân 103, Diyanet İşleri meali

Hilâfet tartışmasının iki tarafı da bu ayette buluşabilir. Biri “önce baş” der, öbürü “önce ip”. Ama ip, bu tartışmanın kendisinde, yorumların arasında bile kopabiliyor.

Değerlendirme

Doğru mu? Paylaşımdaki rakam yanlış, tarih anlatısı tek sebebe indirgenmiş. “İmâmet gereklidir” görüşü ise klasik âlimlerin çoğunluğunun görüşüdür ama tek görüş değildir. Kendi notlarımızın da bir kısmı doğru, bir kısmı eksik ya da yanlış çıktı. Bunu açıkça yazıyoruz; çünkü ölçü herkes için aynı.

Toplumu birleştiriyor mu? Ümmetin birliğine duyulan özlem gerçek ve değerli. Ama yanlış bir rakam ve tek bir suçluya bağlanan bir tarih, bu özlemi öfkeye çevirebilir. Birleştiren yol, özlemi korurken bilgiyi doğrulamak ve farklı düşünen kardeşini dinlemekten geçiyor.

Siz olsaydınız?

Bu paylaşımı görseniz, rakamını kontrol eder miydiniz? Hilâfet konusunda sizden farklı düşünen birine, onu suçlamadan ne söylerdiniz? Ve tespih benzetmesine dönersek: Siz bugün imameyi mi beklerdiniz, yoksa ipe mi sarılırdınız? Düşün, araştır, birleştir.

Bu konunun videosunu görmek ister misiniz?

Konuları kısa animasyon videolara da dönüştürüyoruz. Bu yazının videosunu görmek istiyorsanız sosyal medyada bize yazın; en çok istenen konuları önce hazırlıyoruz.

Kaynaklar

Düzeltmeler ve güncellemeler

Henüz yok.

Bu yazıyı paylaşın:FacebookWhatsAppXTelegram

Not: Bu yazı genel bilgi verir; hukuki danışmanlık veya fetva değildir. Biz de yanılabiliriz, kanunlar değişebilir. Kendi durumunuz için bir avukata ve bir din görevlisine danışın.

Bir hata mı gördünüz? Bize yazın. Haklıysanız düzeltmeyi tarihiyle bu yazının altına ekleriz.